Cezaevine girecek olan Barış Pehlivan: İktidar gazetecileri susturma yoluna gidiyor, pasifleştirme politikalarına karşı direnmeliyiz

15 Ağustos’ta 5. kez cezaevine gireceğini duyuran Cumhuriyet Gazetesi yazarı Barış Pehlivan, “İktidar gazetecileri susturma yoluna gidiyor. Alışmamalıyız, pasifleştirme politikalarına karşı direnmeliyiz” dedi. 

BirGün gazetesine konuşan Pehlivan, “Libya’da şehit edilen MİT personelinin cenazesine dair haberi yayımladığım için yaklaşık 3 yıl önce tutuklandım. İçerdeyken bizi çıkarılan infaz yasasından ayrı tuttular ve en nihayetinde 3 yıl 9 ay ceza alıp tahliye oldum. Denetimli serbestlik sistemine konuldum. Denetimli serbestlikte ‘kişi hakkında bir dava açılması durumunda davanın sonuçlanmasını beklemeksizin tekrar cezaevine gönderilmesi’ gibi bir tehdit var. Bu Demokles’in kılıcı gibi başımızda sallanıyor. Ben gazeteciyim, ayda 3-4 dava açılıyor. En nihayetinde benim Türkiye’deki bir Yargıtay üyesinin usulsüzlüklerini mahkeme dosyalarını baz alarak ismini bile vermeden yazdığım bir yazı gerekçesiyle hakkımda hakaret davası açıldı. Bu da denetimli serbestliğimin bozulmasına gerekçe gösterildi. Denetimli serbestlikten yararlanmam gerektiğine dair Bakırköy İnfaz Hâkimliği’ne başvurdum. Karar olumsuz sonuçlanırsa 15 Ağustos’ta 8 aylığına açık cezaevine teslim olmak üzere Silivri’ye gideceğim.” dedi. 

“Zulüm değişmiyor”

“Nasıl ki zamanında Fethullahçılar bu devlette hukuksuz şeyler yaptıysa ve biz onlarla mücadele ettiysek Fethullahçılar yerine o koltuklara oturtulan başka gruplarla da mücadele etmek, onları deşifre etmek gazeteciler olarak görevimiz. Bizim yaptığımız da buydu. Maalesef, Fethullahçılarla mücadele ettiğini iddia eden iktidar aynı yöntemlerle gazetecileri susturma yoluna gidiyor. Örneğin BirGün yazarı Merdan Yanardağ içeride, beni şimdi tekrar içeri sokmaya çalışıyorlar. Hakkım olan bir yasadan faydalanmamı engellemeye çalışıyorlar. En özetle gelinen noktada sadece aktörlerin isimleri değişiyor ama zulüm değişmiyor.”

“Utanç verici”

“BirGün, Cumhuriyet, Halk TV gibi halk adına ve iktidara eleştirel yayıncılık yapan, kamuoyunun bilme hakkına saygı duyan bir yayın organında çalışıyorsanız başınızdan davalar eksik olmuyor. Eğer Sabah, Yeni Şafak veya iktidarın A Haber’inde çalışsaydınız adliyeye pek gitmezdiniz açıkçası. Maalesef yargı o gözü kapalı simgesini tamamen çöpe atmış durumda. Şüphelinin kimliğine bakıyor. Şüphelinin nerede, ne iş yaptığına bakıyor. Beyazların ve siyahların yargısı gibi bir sistem oluşturulmuş gibi bu da çok utanç verici.”

“Alışmamak gerekiyor”

Pehlivan, “Alışmamak gerekiyor. Böylesi hukuksuzlukları es geçmemek gerekiyor. Protesto hakkını, itiraz hakkını, ses çıkarma hakkını sadece sosyal medyayla sınırlandırmamak gerekiyor. Bu pasifleştirme politikasının karşısında direnmek gerekiyor. Halk adına mücadele eden gazetecilere destek olmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir